sayfa içeriği
    • www.askerihukuk.net
    • Türk Askeri hukuku ile ilgili konularda bilgi sunumu
    • www.askerihukuk.net
    • Türk Askeri Hukuku ile ilgili hususlarda bilgi sunumu
BÖLÜMLER
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.88865.9122
Euro6.56076.5869
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret1066287
Resimli özlü sözler

Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Takvim
Açılış sayfan yap - ekle

 

Açılış Sayfam Yap

 Sık Kullanılanlara

Ekle


****

"Sivil memur hukuku" facebook grubuna katılın..

****

"Uzman Erbaş Hukuku" facebook grubuna katılın..

***

"Sözleşmeli Erbaş ve Er Hukuku"
facebook  grubuna katılın..

Sitemizi ziyaret eden TSK.da görevli sivil memurlar, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler, Facebookta yer alan ve hukuki konularda bilgi alışverişinde bulunabileceğiniz grubunuza katılın.
HABER BAŞLIKLARI

ASKERİ CEZA KANUNUNUN 49 UNCU MADDESİNİN A FIKRASININ İPTALİNE DAİR ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

ASKERİ CEZA KANUNUNUN 49 UNCU MADDESİNİN A FIKRASININ İPTALİNE DAİR ANAYASA MAHKEMESİ KARARI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI.

Değerli Ziyaretçiler,  Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi (E.2012/143) ve Askeri Yargıtay Daireler Kurulu (E.2013/2); 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun, 11.12.1935 günlü, 2862 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan; 1- “…veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün…” ibaresinin, 2- “firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı… bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeğe başlar.” ibaresinin Anayasaya aykırılığı gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi 28.3.2013 tarihinde bu başvuruyu kabul ile iptal kararı vermişti. Bu iptal Kararı, gerekçesiyle birlikte  10 Ekim 2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 

 Anılan Kararrı n gerekçesinde özetle; 

27.12.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, esas incelemenin “firar suçu” yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. 

17.1.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, esas incelemenin “yabancı memlekete firar suçu” yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. 

22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun, 11.12.1935 günlü, 2862 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan “firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı… bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeğe başlar” ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2012/143 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2013/2 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2012/143 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 17.1.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

Her ne kadar ilk inceleme kararlarında itiraz konusu kuralların esas incelemesinin sınırlı olarak yapılmasına karar verilmişse de, dava zamanaşımı süresinin başlangıcı konusunda maddede belirtilen bizzat girilen taahhüt kıstasının ortak hüküm niteliğinde olması ve madde kapsamına alınan suçların benzer nitelikte olmaları dikkate alınarak esas inceleme bizzat girilen taahhüt ibaresinin kapsadığı tüm suçlar bakımından yapılmıştır.

İtiraza konu kuralı da içeren 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 49. maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan dava ve cezanın düşmesi ile ilgili hükümlerin askeri suçlarda da uygulanacağı öngörülmüştür. Kanun koyucu, atıf yapılan Türk Ceza Kanunu’nun genel ilkelerinden ayrılarak, 1632 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (A) fıkrası ile sınırlı sayıda suçu belirtmek suretiyle dava zamanaşımı süresinin başlangıcı konusunda istisna getirmiştir. Maddede, yoklama kaçağı, bakaya, saklı ve firar suçlarında askerlik görevi yapanlar için durum ve statülerine göre dava zamanaşımının başlangıcı yönünden iki farklı tarih öngörülmüştür. Bu süre, Anayasa’nın 72. maddesinde belirtilen vatan hizmeti olarak zorunlu er ya da erbaş statüsünde askerlik görevini yapan kişiler yönünden bütün askeri mükellefiyetlerin bitmesi ile başlarken, zorunlu askerlik hizmeti dışında görev yapan sözleşmeli er ve erbaşlar ile subay ve astsubaylar yönünden bizzat girdikleri taahhütlerin bitmesi ile başlatılmaktadır.

1632 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (A) fıkrasında geçen “bizzat girilen taahhüt” kavramı bir sözleşme veya mecburi hizmet nedeni ile askerlik görevi yapan kişilerle ilgilidir. Sözleşmeli er ve erbaşların yaptıkları sözleşmelerle süreli olarak girdikleri ya da subay ve astsubayların askeri okullardan mezun olduktan sonra kanunlara göre belirlenen sürede zorunlu olarak görev yapmak üzere verdikleri taahhütler kastedilmektedir. Bu şekilde görev yapanlar ise subay, astsubay, sözleşmeli er ya da erbaşlardır. Bu durum subay ve astsubaylar için 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Subayların ve astsubayların yükümlülüğü” başlıklı 112. maddesinde, “Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 10 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.” şeklinde ifade edilmiştir.  Bu istisnaya göre, anılan suçları işleyenler hakkındaki dava zamanaşımı süresinin, suç tarihinden değil bizzat girdikleri taahhütlerin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı açıktır.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. 

Kanun koyucu, zamanaşımı kurumunu düzenlerken hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. 

Ölçülülük ilkesiyle devlet, cezalandırmanın sağladığı kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengeyi sağlamakla yükümlüdür. İtiraz konusu kuralın askeri disiplinin tesisinde zafiyeti önlemek amacıyla getirildiği anlaşılmakta ise de maddede belirtilen suçları işleyenler açısından dava zamanaşımı süresinin, failin yakalanmak veya kıtasına kendiliğinden katılmak suretiyle askeri hiyerarşi ve disiplin altına girdiği tarihten ya da idarece disiplin altına girmesine gerek görülmeyerek resen ilişiğinin kesildiği tarihten başlatılmayıp, bizzat girdiği taahhüdün bittiği tarihten itibaren başlatılması, askeri disiplinin sağlanması açısından gerekli ve elverişli bir tedbir olarak değerlendirilemez. Dava konusu kural kişileri, işledikleri suçlarla orantısız ve makul olmayan bir süre içinde davalarının ne şekilde sonuçlanacağı endişesiyle de yaşamak durumunda bırakmaktadır. 

İtiraz konusu kural, maddede sayılan suçların ağırlığını, öngörülen ceza sürelerini, cezadan beklenen sosyal faydanın zaman içinde azalacağını dikkate almaması, disiplinin yeniden tesisine etkin bir katkı sağlamayacak olmasına rağmen faili uzun ve aynı zamanda belirsiz olan süre ile ceza tehdidi altında bırakması nedeniyle kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturduğu söylenemeyeceğinden bu yönüyle de ölçülülük ilkesine aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, itiraza konu kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın, Anayasa’nın 2. maddesi yönünden iptal edilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

1632 sayılı Kanun’un 2862 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan“…bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeğe başlar”  ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan fıkranın kalan bölümünün 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.


Kararın tam metnini görmek için tıklayınız.



Site Haritası
Site Yöneticisi



ADRES:
Korkut Reis Mah. İlkiz Sok.
Fatih Apt. No: 20/14


06430 Sıhhıye-Ankara
TÜRKİYE
GÜNÜN GÜNDEMİ

Haber

BAŞ YAZI:

15 TEMMUZ ASKERİ DARBE GİRİŞİMİNE KINAMA


TERÖR BAĞLANTILI DARBE GİRİŞİMİ BASTIRILDI.


Değerli Ziyaretçiler, 15 Temmuz 2016 günü gece saatlerinde başlayan terör (FETÖ terör örgütü) bağlantılı, demokrasiye ve özgürlüğe karşı yapılan askeri darbe girişimi, halkımızın sağduyulu hareketleri, TSK.nin genelinin bunları desteklemeyen tutum ve davranışları, polisimizin yerinde müdahalesiyle bastırıldı.....

admin/askerihukuk.net 16.7.2016

Devamı için tıklayınız.
Alıntı Yazılar



BİR BLOG TANITIMI:

BAŞARI
, KARİYER, PLAN


Av. Dr. Volkan ÇELEN

Not: Blog yazarı, insanların eğitim ve iş hayatlarında potansiyellerinin %100’ünü gerçekleştirmelerine yardımcı olma hayalini gerçekleştirmek için sizinle bu blogda buluşuyor.